• duran.guler@ege.edu.tr

Category ArchiveYazılar

Pardon! Marka Mısınız?

Teoride her bireyin kendi başına birer işletme olduğu düşünülebilir. Tıpkı bir işletme gibi satın alma, üretim, muhasebe, pazarlama, insan kaynakları vs. birimleri mevcuttur. Satın alma departmanının işletmeye girdi temin ederken en uygun tedarikçiyi bulmaya çalışması gibi insan da kendisi için en iyi telefonu, arabayı, gıdayı vs. satın almak için kendi sınırları çerçevesinde en yüksek faydayı sağlamak üzere tedarikçi arar ve ihtiyaçlarını giderir. Bunları yaparken bütçesini, ödeme imkanlarını, borçlarını, varsa alacaklarını; özetle gelir ve giderlerini göz önünde bulundurmalıdır. İşte bu da muhasebe fonksiyonudur. Bu girdiler sonucunda bireyler gelir karşılığında çıktı üretirler. Öğretmen ders verir, doktor hasta tedavi eder, ev hanımı evinin yönetimiyle ilgilenir. Bu da üretim fonksiyonudur. İnsan, yaşamı boyunca öğrenir. Bazen bu öğrenimini eğitimlerle ya da kişisel gelişim aktiviteleriyle hızlandırabilir ve çalışma motivasyonunu artırmak için sosyal yaşamına zaman ayırır. Bu kısım insan kaynakları fonksiyonudur. Bir bakıma edinilen sosyal çevre de bir insanın insan kaynakları birimi çalışmalarının birer sonucudur. Ayrıca bireyler ürünlerini, bilgilerini, tecrübelerini ve yeteneklerini pazarlayabildikleri sürece kendilerini tatmin edebilecek düzeyde iş bulabilirler ya da iş kurabilirler. Bu da pazarlama fonksiyonudur. Özetle insan bir işletmenin hemen hemen bütün faaliyetlerini gündelik yaşamında yürütmek zorundadır. Bu bakımdan aslında herkes birer yöneticidir. Genellikle iyi yöneticiler iyi işletmelerde yönetici pozisyonuna gelebilirler.
İşte bu noktada işletmelerin marka olma gereksinimi gibi kişilerin de marka olma gereksinimleri ortaya çıkar. Peki kişisel marka olma yolunda atılması gereken adımlar nelerdir?
Öncelikle kendinizi yukarıda ifade ettiğim şekilde bir işletmeyi yönetir gibi yönetmeye çalışabilirsiniz. Herkesin profesyonel işletmeci olmadığını göz önüne alarak bu konudaki eksiklerinizi gidermeniz için yöneticilikle ilgili temel bilgileri öğrenebileceğiniz yayınları okumanızı veya görsel medyadan yararlanmanızı önerebilirim. Bu sayede hayatınızda var olan ve her gün kullandığınız üretim, pazarlama, finans gibi işletme fonksiyonlarını içselleştirebilirsiniz.
Ya bundan sonra? Bundan sonrası plan ve strateji! Plan ve stratejinizi belirlemek içinse önce kendinizi tanımalı ve çevrenizi tanımlamalısınız. Nasıl mı? SWOT  (Strengths, Weaknesses, Opportunities, Threats – Güçlü yönler, Zayıf yönler, Fırsatlar, Tehditler) analizi güçlü ve zayıf yönlerinizi belirlemenizde; çevrenizdeki fırsat ve tehditleri saptamanızda size yardımcı olabilir. Böylece iç ve dış çevreden kaynaklanan tehditlere ve fırsatlara yönelik güçlü yönlerinizi değerlendirip, zayıf yönlerinizi geliştirme yoluna gidebilirsiniz. Bu analiz çerçevesinde hedefinize yönelik oluşturacağınız strateji ile marka olma yolunda önemli bir adım atabilmeniz mümkün.
Ancak marka olma yolunda en önemli araçlardan birinin emek olduğu unutulmamalıdır. Yöntem size sadece neler yapmanız gerektiği yönünde yol gösterebilir, ancak yola çıkacak olan sizsiniz. Marka olan insanlar uzun ve yoğun çalışmaların eseridir ve eserler, üzerinde harcanan emekle değerlenir.

Hayatı Yönetmek İçin Zaman Yönetimi

Zamanı ne tasarruf edebiliriz ne de yeniden elde edebiliriz. Geçen ‘geçmiştir’. Ancak geçmeden, zamanı yönetebilmek bizim elimizdedir. Böylece geleceğimizi, dolayısıyla hayatımızı da yönetmiş oluruz.
Gün 24 saat olmasına rağmen çoğu günler 25 veya daha fazla saate ihtiyaç duyarız. Çünkü gün sonunda henüz başlayamadığımız işler kalır. Ya da işlerimiz bitmiştir ancak kendimize zaman kalmaz. Kendimize ayıramadığımız zaman ilerleyen dönemlerde sağlığımıza daha fazla zaman ayırmamızı gerektirecektir. O yüzden zaman yönetimi hem işlerin tamamlanması hem de kendimize yeterince zaman ayırabilmemiz açısından oldukça önemlidir.
Peki zamanı nasıl yönetebilirsiniz? Zamanı etkin bir şekilde yönetebilmek için yapılacakları sınıflandırabilirsiniz. Bu sınıflandırmayı yapılması acil işler, bekletilebilir işler, önemli işler, önemsiz işler şeklinde yapabilirsiniz. Sınıflandırma sonucunda önceliklerinizi belirlemeniz ve o yönde plan yapmanız gerekecektir.
Zamanın etkin yönetimi, planlarınızı ulaşılabilir hedefler çerçevesinde hazırlamanıza bağlıdır. Zor hedefler uygulaması zor ve uzun planlar gerektirir. Oysa planlarda en önemli kısıt zamandır ve mükemmeliyetçi yaklaşımla bu kısıtın üstesinden gelinemeyeceği bilinmelidir.
Genellikle planlamaya uzun saatler ayırmanıza rağmen uygulama kısmına gereken özeni gösteremiyor olabilirsiniz. Planların uygulanmasının motivasyona bağlı olduğu herkesçe bilinmektedir. Bu nedenle motivasyonunuzu artıracak ve sürekli kılacak araçlara ihtiyacınız olacaktır. Motivasyon araçlarından biri hedeflerinizi gerçekleştirdiğinizde kendinize vereceğiniz ödüllerdir. Ayrıca hedeflerinizin gerçekleşmesi durumunda elde edeceğiniz sosyal statünüzdeki iyileşme, daha iyi gelir durumu ya da daha az yorulacağınız ve kendinize daha fazla zaman ayırabileceğiniz bir refah seviyesine ulaşma gibi düşüncelerle de motivasyonunuzun sürekliliğini sağlayabilirsiniz. Bu düşüncelerinizi size sıklıkla hatırlatacak notlar, fotoğraflar gibi araçların evinizde, arabanızda ya da çalışma ortamınızda bulunmasına özen gösterin. Böylece motivasyonunuzu besleyebilirsiniz.
Planlama yaparken işlerin başlangıç zamanlarıyla birlikte bitiş zamanları da belirlenmelidir. Böylece ‘zamansız’ işlerin zamanı tüketmesi önlenebilir. Ayrıca yapmaktan keyif almadığınız ancak yapılması önemli olan işlerinizi planlarınızda ön sıralara koymanız o işin yapılabilirliğini artıracaktır. Aksi takdirde erteleme hastalığı sizi son ana kadar oyalayacak ve baştan savma bir iş çıkarmanıza neden olacaktır. Bu durum başarılarınızı önemli ölçüde etkileyecektir.
Büyük hedefler koymak yerine küçük adımlarla büyük hedefin gerçekçi küçük parçalarına ulaşmak planlarınızın uygulanabilirliğini artıracaktır. Ayrıca sizi hedeflerinizden saptıracak kişi ya da düşüncelerinize hayır demeyi öğrenmek zamanınızı yönetebilmenizi kolaylaştıracaktır.
Zamanı yönetememek zamanın sizi yönetmesine razı olmaktır. Buna razı olmayanların bu konuda güçlü bir irade göstermeleri zorunluluktur. Özellikle belli bir zamanda yapılması gereken ve ertelendiği takdirde hem daha fazla zaman gerektirecek hem de enerji ve motivasyon kaybına sebep olacak işlerde iradenizi güçlü tutmanız önemlidir. Örneğin; sabah trafiği yoğun olan bir yerde yaşıyorsanız ve yola erken çıktığınızda trafikteki zaman ve enerji kaybından kurtulabilecekseniz alarmı ertelemeden erken uyanmak için iradenizin iş başında olması gerekir. Aksi takdirde kısa sürede alınacak yol uzamakla kalmayacak güne stresli başlamanıza da sebep olacaktır. Böyle bir başlangıç diğer işlerinizi de zaman bakımından etkileyecektir.
Değerli zamanınızı ‘değerlendirebilmeniz’ dileğiyle, iyi zamanlar.

İdealist Öğrencilere İdeal Tavsiyeler

Üniversite döneminde fotoğrafçılıktan bilim teknoloji topluluğuna, dağcılıktan resim kulübüne kadar çeşitli topluluklarda aktif olarak yer almış, fen bilimleri ve sosyal bilimler alanında olmak üzere iki lisans diplomasına sahip, öğrenciyken 2 yıl aralıksız yarı zamanlı çalışmış, 6 ay Erasmus programıyla yurt dışında bulunmuş, 1 yıl özel sektörde ve 3 yıl kamuda çalışmış ve son 3 yıldır üniversitede akademisyenlik görevini yürüten biri olarak nacizane tavsiyelerimi genç üniversite öğrencileriyle paylaşmak istedim. Üniversite eğitiminize ışık tutabilmek umuduyla…
Sanırım üniversite yaşamının salt diploma sahibi olunması için geçirilen bir zaman dilimi olmadığı üniversitelilerin birçoğu tarafından kanıksanmış durumda. Ne var ki özellikle idealist öğrencilerin üniversite yılları geçip giderken kariyerlerine yön vermek adına hâlâ nereden, nasıl başlamaları gerektiği konusunda soru işaretleri olabiliyor. Yazımda bu soru işaretlerini kısmen de olsa giderebilecek ipuçlarını aktarmaya çalışacağım.
Öncelikle bilişsel zeka (IQ-Intelligence Quotient) ve duygusal zeka (EQ-Emotional Quotient) kavramlarına göre yeni bir kavram olmasına rağmen küreselleşmenin sonucu olarak her geçen gün önemi artan kültürel zekayı (CQ-Cultural Quotient) geliştirmeye yönelik etkinliklere zaman ayırmanızda fayda var. Kültürel zeka nedir? Kültürel zeka, farklı kültürel ortamlara uyum sağlayarak bu ortamlarda başarılı bir şekilde etkileşim içinde olabilme yeteneğidir. Bu sayede farklı kültürlerden insanlarla ilişkilerinizi düzenleyebilir ve etkili iletişim kurmayı başarabilirsiniz. Bu yeteneğinizi geliştirmek adına üniversitenizin sağladığı yurtdışı olanaklarını değerlendirmeniz oldukça önemli. Ayrıca Ulusal Ajans tarafından organize edilen programlarla veya yurt dışı eğitim danışmanlığı hizmeti veren firmalar aracılığıyla kültürel zekanıza yatırım yapabilirsiniz.
Alanınız hakkında oldukça fazla bilgi sahibi olmanız ve bakış açınızı geniş tutmanız gerek iş görüşmelerinde gerekse iş hayatında beklenen özelliklerdir. Kariyer yoluna girmeden önce eğitiminiz sırasında bu konularda atacağınız adımlar sizi ‘kervanı yolda düzmekten’ kurtaracaktır. Alanınızla ilgili kongre, seminer gibi eğitim etkinliklerine katılmak, sektörel farkındalığınızın oluşması açısından fuarları ziyaret etmek, bilgi birikiminizi artırmak için bilimsel çalışmaları incelemek kariyerinize yön vermenizde size altın fırsatlar sunacaktır.
Üniversitenizdeki öğrenci toplulukları faaliyetlerine katılarak sosyal ilişkilerinizi geliştirebilir ve ekip çalışmasını deneyimleyebilirsiniz. Aynı zamanda yoğun çalışma temposundan sıyrılıp dinlenmek için kendinize fırsat yaratmış olursunuz. Hobilerinize  ayıracağınız zaman zihinsel performansınız ve dolayısıyla başarınız açısından çok önemlidir. Bu yüzden sizi iyi hissettirecek hobiler keşfedin ve düzenli olarak hobilerinize zaman ayırın.
Bu kadar idealize edilmiş bir öğrenciliği hayata geçirmek elbette kolay olmasa gerek. Her şeyden önce zaman yetersizliği konusunda endişeleriniz olabilir. Bu endişelerinizin üstesinden gelebilmek sizin elinizde. Bunun için kariyerinizin her aşamasında ihtiyaç duyacağınız zaman yönetimi konusunda kendinizi geliştirmelisiniz. Başarılı bir zaman yönetimi sayesinde yapabileceklerinizin çok daha fazlası olduğunu anlayacaksınız. Bununla birlikte parasal kısıtları olan öğrenciler olabilir. Buna çözüm olarak yarı zamanlı işlerde çalışmalarını önerebilirim. Böylece hem iş hayatını deneyimlemiş olursunuz hem de gelişiminizi finanse edebilirsiniz.
Öğrencilik dönemi öğrenmeye meraklı, gelişime açık kişiler için oldukça keyifli bir süreçtir. Hayat boyu öğrenmeniz dileğiyle…