• duran.guler@ege.edu.tr

Category ArchiveYazılar

Bunları Biliyor Musunuz?

– Birinden yardım istediğinizde size yardımcı olan kişiye teşekkür edip etmemeniz insanlıktan aldığınız nasibin bir göstergesidir.
– Yaya geçidinde yayalara yol vermeniz medeni biri olduğunuz anlamına gelmez, ancak yol vermemeniz medeni olmadığınızın kanıtıdır.
– Yola çıkmadan yol konusunda fikir sahibi olamazsınız.
– Düzensizlik düzeniniz olmuşsa, düzenli yaşam sizi rahatsız edecektir.
– Gülün tohumunu küçümseyen gül kokusuna hasret kalır.
– Paraya düşkünlük, huzura küskünlüktür.
– İşinizi sevmeniz, ailenizi sevmenizden daha değerli değildir.
– Sürekli çevrenizdeki kötü insanları düşünürseniz, çevrenizdeki iyilere haksızlık edersiniz.
– Bilmek güzeldir, ancak bildiğini yaşayabilmek daha güzeldir.
– Zamana yenilenler zamanla yenilenmeyenlerdir.
– Mutluluğu başkasından bekleyenin mutsuz olmasına bir ‘başkası’ yeter.
– Sürüde kalanlar kurttan korkanlardır.
– Cahil ile sohbette söz uzar, ömür kısalır.
– Zamana verdiğiniz değer, kendinize verdiğiniz değeri gösterir.

Motivasyonum, Lütfen Beni Bırakma!

Belli bir alanda başarı sağlamak o alanda çalışırken sahip olduğunuz motivasyonla doğrudan ilişkilidir. Motivasyon disiplinli çalışmanızı sağlar, sabrınızı güçlendirir ve olası fırsatlara karşı zihninizi açık tutar. Motivasyonunuz yüksekse çalışırken keyif alırsınız ve çoğu zaman yorulduğunuzun farkına bile varmazsınız. Ancak motivasyonu korumak, çoğu zaman bir işe motive olmaktan daha zordur. Peki motivasyon neden kaybolur?

Öncelikleriniz Değişir
Eğer programınıza yeni işler eklendiyse ve bu işlerden bazılarının sizin odaklandığınız işten önce tamamlanması gerekiyorsa zamanınızı öncelikli işler için kullanmanız gerekebilir. İşte bu noktada yeni gelen iş mevcut motivasyonunuzu bozacaktır. Önceliğe aldığınız yeni işin tamamlanma süresi ne kadar uzarsa, önceki programınıza olan motivasyonunuz o kadar azalacaktır. Kaybolan motivasyonunuzu yeniden kazanabilmeniz için biraz zamana ihtiyacınız olabilir.

Hedefin Gerçekleşeceğine Dair İnancınız Zayıflar
Oldukça motive olarak başladığınız bir işin üzerinde uzun zamandır çalışıyorsunuz. Ancak geriye baktığınızda arpa boyu kadar yol alamadığınızı görüyorsunuz. Bu durum hedefe karşı olan inancınızı zedeleyebilir ve iş üzerinde çalışma motivasyonunuzu azaltabilir. Bunun önüne geçebilmek için hedef küçük parçalara bölünmelidir ve hedefe aşama aşama ulaşılma yoluna gidilmelidir. Ayrıca henüz işin başındayken daha ulaşılabilir hedefler koymak da motivasyonunuzu uzun süre koruyabilmenize yardımcı olabilir.

Başkalarının Yoğun Baskısı Altında Kalabilirsiniz
Siz bir fikre sıkı sıkıya bağlanmışsınız. Bu fikir bir iş, bir proje ya da bir seyahat fikri olabilir. Bazen hayal gücünüz coşmuştur ve başkalarına saçma gelen bu fikir sizin için dünyanın merkezinde yer alabilir. Bazen gerçekten yanılıyor olabilirsiniz, ancak size bir sır vereyim mi? Çoğu kez sizin fikriniz konusunda başkaları yanılır. Çünkü fikriniz üzerinde onların sahip olmadığı, sadece sizde var olan bir şey vardır: Motivasyon… Ancak bu motivasyon, fikrinize inancı düşük olan o yabancı ellerden korunmalıdır. Yaptığınız işe karşı olan motivasyonunuz sizden uzaklaşmadan, sizin o acımasız eleştirileri yapan insanlardan uzaklaşmanızda fayda vardır.

Yaptığınız İşe Karşı İlginiz Yok Olur
Gün geçtikçe gelişir, değişir insan. Değişen insanın zamanla hedeflerini de değiştirmesi doğaldır. İşte bu süreç motive olduğunuz işe karşı ilginizin azalmasına, hatta bazen tamamen tükenmesine neden olabilir. Çünkü sizin için artık bu hedefin gerçekleşip gerçekleşmemesi o kadar da önemli değildir. Böyle bir sürecin neden olduğu motivasyon kaybı için endişelenmemeniz gerektiğini söylememe gerek yoktur sanırım.

Motivasyonuzu Yeniden Nasıl Kazanabilirsiniz?
Bir işe karşı kaybedilen motivasyonun yeniden kazanılabilmesi için yapılması gereken en temel davranış, o işe mümkün olduğunca kısa zamanda yeniden başlamaktır. Uzun zamandır başlamayı düşündüğünüz ancak hiç başlamadığınız işler için de aynı şey geçerlidir. Bir enstrüman çalmayı hep istemişsinizdir. O halde hemen enstrümanın siparişini verin. Seyahat etmeyi mi erteliyorsunuz? Şimdi biletinizi alın. Hazırlamanız gereken rapor haftalardır bekliyor mu? Bilgisayarınız açık zaten, başlayın. Yabancı dil sınavına mı girmeniz gerekiyor? İsterseniz size hemen bir deneme sınavı linki göndereyim.
Siz başlayın, motivasyon sizi bulacaktır.

Hayallerinin İçinden Geçmek

Bazıları hayalini yaşar, bazıları hayalde yaşar. Bazıları bir hayalin peşinden gider, bazıları içinden geçer. Bitmek bilmez bir serüvendir hayaller.
Akşam yatarken hayal kurmakla, sabah kalkınca hayaline koşmak arasında dağlar kadar fark vardır. Hayal gücün geniş olabilir, ancak emek gücün darsa vay ha(ya)line! Hadi yine aynı yerden, aynı yoldan devam…
Oysa yürekle bilek aynı çalışsa, aklındakiyle elindeki aynı şeyi yapsa neler başaracaksın kim bilir! Ama yok… Önce toplum baskısı, sonra komşu kıskacı. Varsa yoksa onlar, önce onların ‘senin için hayal ettikleri’. El gün görsün diye, hayallerin dert görmesin.
“Ne duruyorsun be, at kendini denize.” demiyorum, ardında bekleyenin varsa onları da düşün elbette. Ancak deniz ol, parlat içindeki inciyi. Ama hayalleri olmayanı da dalgalarında boğma. Yerde sürünmeye alışkınsa denizde yüzemez hiçbir canlı.
Ya da yol ol, sebep ol bir gezgine. Tozunu yutsun özgürlüğünün, bak gör bakalım dönüyor mu geriye!
Hayallerinin içinden geçmek, mutluluğun önünden gitmektir. Mutluluk gelsin peşinden, sen ufuk çizgisinden ayırma gözlerini.

Gezmek ve Keşfetmek İçin 10 Neden

Bir tutkudur gezmek, keşfetmek… Yeniler insanı; değişir, gelişir bakış açınız. Seyahate çıktıysanız bastığınız toprak artık aynı toprak değildir, yeni bir enerjiyle dolar bütün bedeniniz. Çünkü o an; rutinin bozulduğu, sıradanlığı geride bıraktığınız ve pencerenizi farklı bir manzaraya açtığınız andır. Gün ışığı dolar ruhunuza, aydınlanır zihin odalarınız. Bunlar aslında gezip yeni yerler, insanlar ve lezzetler keşfetmeniz için yeterli nedenlerdir. Ancak ben biraz daha irdeleyerek başka nedenler de yazmak istedim. İşte onlar:

  1. Gezmek insanın doğasında var. Doğanıza uygun yaşamak ruhunuzu daraldığı kaptan dışarı çıkarır, ferahlarsınız. Tebdil-i mekanda ferahlık vardır, ortamınızı ara sıra değiştirin.
  2. Yol her şeye gebedir; nerede, neyle, kiminle, nasıl karşılaşacağınızı bilemezsiniz. Bu da yeni tecrübeler anlamına gelir. Tecrübeler öğretir ve geliştirir. Çok gezen mi bilir çok okuyan mı! Takdir sizin.
  3. İş temposu çok yoğun ve artık neredeyse aklınız durma noktasına gelmiş. Günlerdir üzerinde çalıştığınız sorunu çözemiyorsunuz ya da yaratıcılığınız dip yapmış. İşte bunun en iyi ilacıdır gezmek. Bırakın her şeyi, atın kendinizi doğaya ve keşfetmenin keyfini çıkarın. Döndüğünüzde aklınızda yanan ışıklara inanamayabilirsiniz.
  4. Yeni yerlerde bulunmak sosyal ağınızı genişletmeniz için iyi bir fırsattır. Bir ‘merhabadan’ nice dostlukların doğduğuna, bu karşılaşmanın nice girişimlere vesile olduğuna dair tarihte binlerce örneğe rastlamak mümkündür.
  5. Bazen yolda yalnız olmak sizi ‘sizinle’ tanıştırır. Çünkü sıklıkla iç sesinizle baş başasınızdır. Bu iç ses kendinizi ve hayatı sorgulamak için size fırsat sunabilir ve yeni kararlar almanıza vesile olabilir.
  6. Yüzlerce fotoğrafınız olur albümde. Yıllar çabuk geçer bilirsiniz. Yıllar sonra sevdiklerinizle o fotoğraflara bakarken yeniden o günleri yaşamışçasına mutlu olabilirsiniz.
  7. Siz gezip keşfederken başkalarına da ilham kaynağı olabilirsiniz. Böylece anılarınızdan kendilerine pay çıkaracak insanlara da fayda sağlamış olursunuz.
  8. Turizm bir ülke açısından önemli bir sektördür. Sizin gibi yüz binlerce gezginin yaptığı küçük-büyük harcamalar hem yerel halkın geçimine hem de turizm sektörüne katkı sağlar.
  9. Aslında gezmek bir nevi spor etkinliğidir. Gezerken uzun yürüyüşler yapmanız gerekebilir. Bu da sağlıklı bir yaşam için iyi bir fırsattır.
  10. Son olarak; gezmeyi ve keşfetmeyi bir yaşam tarzı haline getirirseniz, aynı zaman dilimini başkalarına kıyasla daha fazla yaşamış gibi hissedersiniz. Bence uzun yaşamın sırrı da budur zaten.

Stres Yönetiminin Püf Noktaları

Genç-yaşlı, çalışan-işsiz, işçi-patron ya da evli-bekar… Herkes hayatının bazı dönemlerinde ya da gün içinde stres altında olabilir. Özellikle büyük şehirde yaşayanlarda yoğun trafik, kalabalık nüfus ve azalan yeşil alanlarla birlikte stres düzeyi artabilir. Stres nedenleri değişkenlik göstermekle birlikte insan hayatı üzerindeki etkileri benzerdir. Çalışma hayatında verimsizlik, yaşamdan keyif alamama veya sosyal hayattan uzaklaşma bu etkilerden bazılarıdır. Bu tür olumsuz durumların üstesinden gelebilmenin yolu ise başarılı bir stres yönetiminden geçer.
Stres yönetiminde temel çıkış yolu stresin kaynağını keşfetmektir. Sizi endişelendiren ve yoğun stres altına alan nedenler sınav kaygısı, iş yaşamında başarısızlık korkusu, arkadaşlarınızla aranızda  geçen tatsız durumlar ya da aile içi çatışmalar olabilir. Bu nedenlerin tespit edilmesi stres yönetimi ve stresle mücadele edebilme açısından oldukça önemlidir.
Eğer stresinizin nedeni sınav kaygısı veya iş yaşamında başarısızlık korkusu gibi nedenler ise bunun temel çözümlerinden birinin zaman yönetimi olduğunu bilmelisiniz. Bu durumda kendinizi zaman yönetimi (bkz. Hayatı Yönetmek İçin Zaman Yönetimi) konusunda geliştirmenizde fayda var.
İş ve aile hayatındaki çatışmalardan doğan stresin çözümü ise biraz daha karmaşıktır. Çünkü bu alanlar sizin genellikle zorunlu olarak sürdürmekle sorumlu olduğunuz ve çatışmaları gidermeniz gereken alanlardır. Burada söz konusu durumun üstesinden gelebilmeniz için başka bir kişisel gelişim konusu olan etkili iletişimde kendinize yatırım yapmanız gerekecek. Çünkü iletişim hataları çatışmaları doğuran temel unsurlardır. Etkili iletişim sağlayabildiğiniz ölçüde başkalarının üzerinizdeki baskılarını azaltabilir ve stresinizi kontrol edebilirsiniz. Ayrıca çözüme kavuşturulamayacak düzeyde iletişim problemi yaşadığınız kişilerle iletişim sıklığınızı azaltmanın da bir etkili iletişim yöntemi olduğu unutulmamalıdır.
Bunlarla birlikte stres yönetiminde en işe yarar yöntemlerden biri hiç kuşkusuz severek ilgileneceğiniz hobiler geliştirmektir. Doğa yürüyüşü, enstrüman çalmak, resim yapmak, fotoğrafçılık ya da sosyal sorumluluk projelerine katılmak gibi aktiviteler sizi stresli zamanlarınızdan uzaklaştıracaktır. Ayrıca hazır gıdalar yerine kendi beslenme ihtiyacınız olan zeytin, konserve, meyve suyu gibi gıdaları hazırlamak ve onları tüketmenin keyfini tatmak olumlu düşüncelerle kendinizi iyi hissetmenize katkı sağlayacaktır.
Kötümser ve sürekli şikayet eden insanlar başka bir stres kaynağıdır. Böyle insanlardan uzaklaşmanız ve mümkün olduğunca iyimser ve güler yüzlü insanlarla vakit geçirmeniz başarılı bir stres yönetimi için önemlidir.
Unutmayın; yönetemediğiniz stres, hayallerinizin celladıdır.

Cezerye Tadında Bir Tarsus Gezisi

Çocukluğumun ve ilk gençlik yıllarımın geçtiği güzel memleketim Tarsus’da doğal ve kültürel zenginlikler bir arada adeta dans eder. Bu nadide ilçe baharda renk cümbüşüyle, kışın en tatlı sıcaklığıyla karşılar sizi. Yazları şehir merkezindeki sıcak havadan uzaklaşmak için görkemli Torosların yaylalarının keyfini sürebilirsiniz.
İmparatorlukların izlerini taşıyan tarih dokulu Tarsus, efsane aşklara da ev sahipliği yapmıştır. Okaliptüs ağaçlarıyla süslü barajıyla, şırıl şırıl akan şelalesiyle ve kumsal plajlara sahip deniziyle aynı zamanda bir su şehridir.
Bu yazımda sizler için kendi objektifimden fotoğraflarla Tarsus’u anlatmak istedim. Eshab-ı Kehf, Kleopatra kapısı, Antik Yol, Ulu Cami, Saint Paulus Kuyusu, Kırkkaşık Bedesteni, Danyal Peygamber’in Kabri, Şahmeran Efsanesi, Eski Cami, Bilal-i Habeşi Mescidi, Saint Paulus Kilisesi, Tarihi Tarsus Evleri, Donuktaş Roma Tapınağı, Roma Yolu, Tarsus Barajı, Nusret Mayın Gemisi, Kubat Paşa Medresesi, Tarsus Şelalesi ve zengin yemek kültürüyle hayatınızda bir kez bile olsa görmek isteyeceğinizi umduğum 330 bin nüfuslu büyük bir ilçedir Tarsus.
Kleopatra Kapısı
Romalı General Antonius ile sevgilisi Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın Tarsus’da buluşmak üzere M.Ö. 41’de şehre giriş yaptıkları rivayet edilen Deniz Kapısı’dır. O dönemlerde limana yakın olan bu tarihi kapı şimdi denizden yaklaşık 10 km içeride, Tarsus girişindedir. Restorasyon sonucunda tarihi dokusundan uzaklaşmış olsa da Tarsus’un önemli simgelerinden biridir. Yüksekliği 6.17 m, derinliği ise 6.18 m olan ve yapıldığı döneme ilişkin kesin bilgi bulunmayan Kleopatra Kapısı’nın yapımında Horasan harcı kullanılmıştır.
Kleopatra_Kapisi
Eshab-ı Kehf (Yedi Uyurlar Mağarası)
Müslümanlar ve Hristiyanlar tarafından kutsal kabul edilen ve Kuran-ı Kerim’de bahsedilen Eshab-ı Kehf Mağarası Tarsus’un kuzeybatısında 14 km uzaklıktaki Dedeler Köyündedir. Bu mağara dünyada Yedi Uyurlar Mağarası olduğu belirtilen 33 mağaradan biridir. Eshab-ı Kehf’in hikayesi oldukça etkileyicidir. Tek Tanrıya inanan ve putperestliğe dönmeleri için dönemin Rum Hükümdarı Dakyanus’un ölüm tehdidinden kaçan yedi genç (Yemliha, Mekseline, Mislina, Mernuş, Sazenuş, Tebernuş ve Kefeştetayuş) köpekleri Kıtmir ile birlikte saklandıkları mağarada 309 yıl süren bir uykuya dalarlar. Bu uzun süren uykunun ardından aralarından biri şehre yiyecek almaya gider. Elindeki eski paradan dolayı şüphe çeken genç, şehirden kaçarak tekrar mağaraya sığınır. Ancak onu yakalamak için peşinden gelenler mağaraya girdiklerinde yedi yavru kuştan başka bir şey görememişlerdir.
Mağara duvarlarında yedi genci ve köpekleri Kıtmir’i temsil eden şekiller bulunmaktadır. Eshab-ı Kehf Mağarası’nın etrafında çevre düzenlemeleri yapılmış ve bir camii inşa edilmiştir.
Eshab_ı_KehfEshab_ı_Kehf_Gezi
Saint Paulus Kuyusu
Saint Paulus Kuyusu, M.S. 5-10 yılları arasında Tarsus’da doğan Aziz Paulus’un evinin yeri olarak kabul edilen bir avluda bulunmaktadır. Tarsus merkezinde, Tarihi Tarsus evlerinin yoğun olduğu bölgede ve Cumhuriyet Meydanı’nın yaklaşık 300 m kuzeyinde yer alan kuyunun çapı 1.15 m’dir. Dörtgen kesme taşlarla yapılan kuyunun ağız taşı silindir biçiminde ve kuyu gövdesi kare biçimindedir. Her mevsim su çekilebilen kuyunun derinliği 38 m’dir.
Paulus Anadolu’da, Yunanistan’da ve Roma’da Hristiyanlığı yaymak için çıktığı seyahatlerinde zorluklarla karşılaşmıştır. İmparator Neron zamanında Roma’da tutuklanıp kafası kesilerek öldürülen Paulus’un mezarı, adına inşa edilen Saint Paul Kilisesi’ndedir.
Saint_Paulus_Kuyusu_gezi_rehberi
Tarsus Barajı
Tarsus Barajı, hem piknik alanı olarak değerlendirilebileceğiniz hem de çevrede bulunan kafeteryalarda manzaranın keyfini çıkarabileceğiniz güzel bir alternatif. Özellikle yaz aylarında kalabalık olan Tarsus Barajı, bazı ziyaretçiler tarafından tehlikeli olmasına rağmen yüzme amacıyla da kullanılabiliyor. Okaliptüs ağaçları altında, kuş cıvıltıları arasında tatlı bir sohbet etmek ve doğanın kokusunu hissetmek istiyorsanız barajın sakin zamanlarını tercih etmenizde fayda var. Çünkü kalabalık zamanlarda etrafa yayılan mangal dumanı doğanın eşsiz kokusunu bastırabiliyor.
Tarsus_BarajıTarsus_Barajı_gezi
Taşkuyu Mağarası
Tarsus’un yaklaşık 10 km kuzeybatısında, Eshab-Kehf Mağarası’na gidiş yolu üzerindedir. Bilinen toplam uzunluğu 470 m olan Taşkuyu Mağarası’nın girişi deniz seviyesinden 214 m yüksekliktedir. Sarkıt, dikit, sutun, duvar ve perde damla taşları, örtü damla taşları ve havuzların bulunduğu mağarada ayrıca ülkemiz mağaralarında nadir rastlanan aykırı oluşumları ve mağara incilerini görebilirsiniz. Turizme kazandırılması açısından başarılı bir proje olan Taşkuyu Mağarası’nda ziyaretçilerin mağarayı kolaylıkla gezebileceği şekilde yürüyüş yolları oluşturulmuş ve gerekli aydınlatmalar yapılmış. Özellikle yaza özgü sıcak havalarda mağaranın serinliği sizde mağarada daha fazla vakit geçirme isteği uyandırabilir. Ancak zevksiz müzik dinletisi eşliğinde mağaraya zarar verilmemesi hususunda sıklıkla yapılan uyarılar sakin ve huzurlu bir ortam bekleyenleri hayal kırıklığına uğratabilir.
taskuyu_magarasi_gezi_rehberi2taskuyu_magarasi_gezi_rehberi
Tarihi Tarsus Evleri
Alt katı ambar, üst katı ise yaşam alanı olarak planlanan Tarihi Tarsus Evleri taş, kerpiç ve ahşap kullanılarak yapılmış. Yüksek duvar ve avluya sahip bu evler şehir merkezinde bulunuyor. Şimdilerde butik otel, cafe gibi alternatif mekanlar olarak değerlendirilen Tarsus evleri zaman zaman film çekimlerine veya düğün fotoğraf çekimlerine ev sahipliği yapıyor.

Tarsus’da gezilecek ve görülecek yerler konusunda sizlerle paylaşacaklarım bunlarla sınırlı değil elbette. Başka bir yazımda, yazımın başında belirttiğim diğer görülmeye değer yerlerden bahsetmeyi planlıyorum. Size de cezerye tadında bir Tarsus gezisi diliyorum.

Bugün Kendimle Tanıştım

Bugünü dününden farklı değilse, zarardadır insan. Rutine sımsıkı tutunmak ve değişimden korkmak yaşamdan çalmaktır. İlerleyen yıllarda Alzheimer hastalığına yakalanmamak için bazen yolumuzu değiştirmemiz gerektiği söylenir. Bence yol değişir de insan değişmezse ilerleyen yıllarda hatırlamaya değer çok az iz kalır geride. Bu yüzden her gün değişmeli, değiştirmeli insan. Yediği yemeği, ettiği sohbeti, paylaştığı arkadaşı… Ve bazen yaşadığı şehri, ülkeyi. Anın ruhu değişimle can bulur ve can değiştikçe olgunlaşır.
Değişmeseydi mevsimler, özlenir miydi yaz? Özlenir mi İzmir, yol değişmese?
Değişim kendini tanımanın bir aracıdır. Değişmeyeni kendin sanırsın, oysa değişince kendini tanırsın. Yeniyle geçen her günün sonunda ‘Bugün kendimle tanıştım’ diyebilmek, her gün kendinle yeniden tanışabilmek ne keyiflidir.
Maalesef çağımızın hastalığı değişimden ziyade başkasını değiştirme çabasıdır. İçinde var olana uzanma üşengeçliğiyle dışarıdakine yol çizme mücadelisidir. Belki bu yüzden kendimizden çok başkalarına olan merakımız, başkalarını sohbetlerimizden eksik etmememiz, eleştirilere karşı kırılganlığımız. Oysa başrolde oynayabileceğimiz bir hayat mümkün. Dublör kullanmadan en ürkütücü değişimlere kanat açabileceğimiz bir hayat mümkün.
Mümkünse değişim, neden değişmeyeyim!

Çadır Kamp Keyfi: Ayvalık ve Foça

Tatillerimizde otel, pansiyon, yazlık, hatta öğretmenevinde konaklama alternatiflerinden sonra bu yıl yeni bir tatil konseptiyle yola çıktık: Çadır kamp. Tatilimizde bol bol yüzüp, geceleri yıldızlar altında ve ay ışığında şarkılar söylerken içeceklerimizi yudumlayacaktık. Sabah erken kalkıp yürüyüşe çıkacak ve fotoğraf çekmek için kısa turlar atacaktık. Belki tekne turuna bile çıkarız demiştik ve arada mangal keyfi yapsak fena olmazdı. Neyse ki hemen hemen hepsini keyifle gerçekleştirdiğimiz bu hayalleri sizlerle yine keyifle paylaşmak istedim. Sosyal medyada paylaştığım tatil fotoğraflarından sonra bazı arkadaşlarımın arayarak ya da mesaj yazarak gittiğimiz yerlerle ilgili ayrıntılı bilgi almak istemeleri ve kendilerinin de benzer bir tatil için heveslendiklerini belirtmeleri bu isteğimi pekiştirdi. Umarım burada sizlerle paylaşacaklarım da benzer etkiler yaratır ve sizler için küçük bir rehber görevi görür. Hadi başlayalım o halde…

İlk durağımız Ayvalık
İlk gün çadırımızı Çamlık Kamping kamp alanında kurduk. İşletmenin web sitesinde yaptığımız inceleme sırasında kamptan doğrudan denize girebileceğimizi düşünmemize rağmen kampa vardığımızda durumun böyle olmadığını gördük. Çünkü kamp kıyısında yosunlardan dolayı denize girebilmek mümkün değildi. Bu yüzden Sarımsaklı ya da Ayvalık merkez plajları en yakın alternatifler olarak görünüyordu. Biz bu aksiliğe aldırış etmeden kampta konaklamayı kabul ettik. Çünkü manzarası ve çam ağaçları altında kuş seslerinin verdiği keyif harikaydı. Çamlık Kamping’de kendi çadırınızı kurabileceğiniz gibi kamp alanına ait çadırlarda veya bungalowlarda kalabilmeniz mümkün. Ayrıca kampta internet, elektrik, ortak kullanılan buzdolabı ve mangal için ayrılmış özel alan bulunmakta. Bu güzelliklere rağmen kamp alanında sıcak su sıkıntısı olduğunu belirtmek isterim. Ayrıca konaklayan insanların göstereceği özene bağlı olarak tuvalet ve duşları temiz bulabilirsiniz. Kamp işletmecilerine gelince; bizce ilgili ve kibardılar.

çadır_kamp_çamlık_kamping

Çamlık Kamping kamp alanından bir manzara

Çadırda geçirdiğimiz ilk yağmurlu ve rüzgarlı gece hem bizim hem de çadırımızın sınırlarını deniyordu sanki. Çadırımızın bu zorlu sınavı başarıyla geçmesi keyfimizin kaçmasını önledi. Ertesi gün genel tavsiye üzerine yaklaşık 3 km uzaklıktaki Sarımsaklı plajına gittik. Plaja park ücreti karşılığında arabanızla girebiliyorsunuz. İçeride özel ve halk plaj alanları ayrılıyor. Maalesef Sarımsaklı’da deniz bizim gittiğimiz gün oldukça kirliydi. Bu yüzden ertesi gün Ayvalık merkezde bulunan plajları deneme kararı aldık. Ayrıca deniz keyfinden önce Ayvalık’ta gezmeyi planlıyorduk.

çadır_kamp_ayvalık

Kampta kahvaltı keyfi

Ertesi sabah güzel bir kahvaltının ardından Ayvalık yönünde yola koyulduk. Merkezden geçip Cunda (Alibey) Adası’na vardık. Adada muhteşem manzaraya sahip Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı; diğer adıyla Aşıklar Tepesi gidilmeye değer bir yer. Rahmi Koç Müzesi tarafından restore edilen bu yerde kitaplık ve cafe bulunuyor. Kahve keyfiyle manzaranın tadını çıkardıktan sonra adanın girişindeki plajda yüzmek için mekandan ayrıldık. Belediye tarafından işletilen bu plajda deniz harika ve temizdi.

ayvalık_aşıklar_tepesi

Cunda Adası Aşıklar Tepesi

Deniz güzeldi ama karnımız da acıkmıştı. Hem gün batımını izlemek hem de akşam yemeğimizi yemek için Şeytan Sofrası’na gitmek üzere Cunda Adası’ndan ayrıldık. Hava bulutlu olduğu için gün batımı beklediğimiz kadar etkileyici değildi, ancak Şeytan Sofrası’ndan manzara görülmeye değerdi.

gezi_ayvalık_şeytan_sofrası

Şeytan Sofrası’nda manzara keyfi bir başka

Foça’ya Yolculuk
Üçüncü günün sabahında rotamızı Dikili’ye çevirdik. Önce Dikili merkezden geçerek Bademli’de alternatif kamp alanlarını bizzat gezdik. Bademli’nin zeytinliklerle kaplı eşsiz doğası ve deniz manzarası çok güzel. Ancak kamp alanlarına ulaşım yolu malesef oldukça bakımsız ve merkeze uzak. Biz sadece kamp alanına bağlı kalmak yerine merkeze yakın yerlerde gezmeyi ve keşfetmeyi de sevdiğimiz için Dikili’den ayrılıp Foça’ya gitmeye karar verdik.

dikili_bademli_gezi_rehberi

Dikili Bademli Köyü’nden bir yol manzarası

Yolculuğumuzu sahil şeridinde eşsiz yol manzaralarının olduğu Çandarlı üzerinden yaptık. Bu sayede Çandarlı’nın da yazlıkçılar için oldukça güzel bir alternatif olduğunu öğrenmiş olduk.

Çandarlı_gezi_rehberi

Çandarlı yolunda seyir keyfi

Eski Foça’ya vardığımızda alternatif çadır kamp alanları hakkında küçük bir araştırmadan sonra Acar Kamping’de çadırımızı kurmaya karar verdik. Bizi karşılayan genç işletmeci girişte ‘kampa kabul ederken adam seçtiğini ve kamp alanının aileye uygun olduğunu’ söyleyince çadırımızı kurabileceğimize göre seçilmişlerden olduğumuzu düşünerek mutlu olduk. 🙂 Akşam saatlerinde çadırımızı kurduktan sonra Foça’nın soğuk sularına attık kendimizi.

foça_çadır_kamp_acar_kamping

Foça Acar Kamping’de gün batımı

Sanırım hafta içi gittiğimizden ve havaların biraz serin olmasından dolayı Acar Kamping kamp alanı oldukça sakindi. Bu sakinlik bizim için huzur anlamına geliyordu. Nitekim hafta sonları günübirlikçilerin kampa daha fazla rağbet ettiklerini öğrendik. Kamp alanının kendine ait bir kafetaryası ve marketi mevcut. Kamp alanında çadırların yanı sıra karavanlar ve derme çatma kurulmuş yapılar da vardı. Burada sezonluk kaldıklarını tahmin ediyorum. Acar Kamping’de de sıcak su bulabilmek neredeyse imkansız. Bizim çadırımızı kurduğumuz yerde elektrik de yoktu. Külleri kül toplama alanlarına dökmek koşuluyla mangalınızı istediğiniz yerde yakabilirsiniz. Tuvaletler ve çevre temiz, ancak bulaşık yıkama alanları biraz uyduruk. Burada da işletmeciler bizce müşterileriyle ilgililerdi.
Çadır kamp deneyimimizde bizi sevindiren durumlardan biri kızımızın çadır yaşamına çabuk adapte olmasıydı. Farklılıklara bu kadar hızlı alışması bizim için büyük mutluluk. Henüz 1 yaşındayken çıktığımız Karadeniz turunda 5 bin km’nin üzerinde yolu bizimle keyifle kat ettiğinde bizim de keyfimize diyecek yoktu. O turda ‘akan sular gibi durmadan gezsin’ dileğiyle göbek bağını Fırtına deresine attığımızdan mıdır bilmem, seyahat etmeyi çok seviyor. 🙂

foça_acar_kamping_gezi_rehberi

Deniz manzaralı kamp çadırımızda kızımızın neşesi yerindeydi

Ertesi akşam Eski Foça’nın merkezine gittik. Daha önce de severek defalarca gezdiğimiz bu güzel yerde yemek, yürüyüş ve dondurmayla geceyi tamamladık. Sabah tekne turuna çıkmak istesek de hava muhalefetine takıldık. İki gece kaldığımız kamp alanından yeni arkadaşlıklar ve güzel anılarla ayrıldık.

foça_gezi_rehberi_çadır_kamp

Çadır kampta yemek saatleri bir başka güzel

Çadır kampından beklentileriniz sizin tatilinizden tatmin olma düzeyinizi belirliyor. Çadır kampın diğer alternatif tatillerden farklı olduğunu tahmin edersiniz. Arılarla birlikte kahvaltı yapmak, soğuk suyla duş almak veya kamp sakinlerinin sohbetleri arasında uyumaya çalışmak zorunda kalabilirsiniz. Ancak doğayı seviyorsanız bu zorluklar görmezden gelinebiliyor. Çünkü otel ve pansiyon gibi alternatif tatil mekanları sizi ya doğadan uzaklaştırıyor ya da doğaya yakın olmak için sizden çok uçuk bedeller talep ediyorlar. Oysa ne tatil ne de mutluluk o kadar ulaşılmaz ve pahalı olmamalı. İşte çadır kamp bize, bize ait olanı; doğayı yeniden makul fiyatlarla hissetme imkanı sağladı.
Bundan sonraki çadır kampı deneyimlerimiz Köyceğiz ve Marmaris’teydi. Buradaki anılarımızı da bir başka yazımda paylaşmak ümidiyle, sizlere keyifli tatiller.

Mutluluk? … Mutluluk?

Kökeni 1520’lere dayanan mutluluk kavramı TDK tarafından ‘bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu’ olarak tanımlanıyor. Hem bütün özlemlere eksiksiz ulaşılmış olacak hem de bu durum süreklilik arz edecek. Mutluluğu imkansız kılan bu tanım insanı mutsuz etmeye yeter de artar bile. Ama umutsuzluğa kapılmadan, tanımlara takılmadan mutluluğu nacizane fikirlerimle irdeleyelim.
Nasıl mutlu olunur? Mutluluğa giden 10 yol? Mutluluk için altın öneriler!
Mutluluk için bir hayli iddialı başlıklar bunlar. Hepsi mutluluğa göz kırpıyor. Mutluluğun tanımını yapabilmekse oldukça zor. Ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz o ana ulaşabilme çabası ise çağımızın en temel sorunu. Bazılarına göre mutluluk ‘herşeyin yolunda gitme hali’ olabilir, bazılarına göre keyifli anlardır. Bence mutluluk yolda olma durumudur, bitmek bilmeyen bir yolda. Başarı, para, aşk mutluluk getirmeyebilir, çünkü her biri kendi içinde yolun bittiği yerde dururlar. Oysa mutluluk, yolculuktur.
Mutluluk yolculuk sırasında hissettiğimiz, dudaklarımıza tatlı bir tebessüm yerleştiren duygulardır. Bu duygular önemli ölçüde düşüncelerimize bağlıdır. Düşüncelerimiz her ne kadar bizim kontrolümüzde olsa da çevremizde onları yönlendiren ya da yönlendirmeye çalışan durumlar ve kişiler olabilir. Bizi mutsuz ettiğini düşündüğümüz durum ve kişileri çevremizde azalttığımız ölçüde mutluluğa yaklaşabiliriz. Çünkü bu bizi daha fazla özgürleştirir ve özgürlük mutluluğun anahtarlarından biridir.
Diğer anahtarsa hiç şüphesiz emektir, mutlu olmak için gösterilen çabadır. Sıradan bir yolculukta bile yapılabilecek birçok alternatif vardır: Müzik dinleyebilir, kitap okuyabilir, etrafı izleyebilir, sohbet edebilir veya uyuyabilirsiniz. Tercihiniz yolculuğunuzun kalitesini, dolayısıyla mutluluğunuzu etkileyecektir. Hayat yolculuğunda ise sizin yaşamaya verdiğiniz değerle birlikte alternatiflerin sayısı değişecektir. Arkadaş tercihleriniz, hobileriniz, mesleğinize gösterdiğiniz ilginiz, ilişkilerinize kattığınız yenilikler ve daha birçok yaratıcı davranış mutluluk adına yüzlerce fırsatı beraberinde getirecektir. Oysa içinde emek olmayan, tepeden inme bir mutluluk beklentisi depresyonun tetikçilerindendir. Çünkü atalet, mutsuzluğun yol arkadaşıdır. Ataletin olduğu yerde Cemal Süreya’nın dizelerindeki gibi yoktur mutluluk:
“Yoklama alıyorum, sessiz olun!
Kaygı? burda!
Hüzün? burda!
Yalnızlık? burda!
Mutluluk? … Mutluluk?”

Kararsız Kalmayın!

Karar almak takdir edersiniz ki ciddi iştir. Hayatımızda önemli, bazen de çok önemli kararlar almak zorunda kalabiliyoruz. Özellikle çok önemli karar alma aşaması oldukça kritik. Bazıları mizacı gereği fazla sorgulamadan ve yarını düşünmeden kararlar alabilir. Ancak benim bahsedeceğim konu ‘rasyonel (akılcı) kararlar’ üzerine. Böyle durumlarla karşılaştığımda alacağım kararın sonucunda oluşabilecek bütün pozitif (avantajlı) ve negatif (dezavantajlı) unsurları objektif şekilde bir kağıda yazmaya çalışırım. Bir tarafa artıları diğer tarafa eksileri yazdığım bu tablodaki unsurlara önem derecelerine göre puan veririm. Sonuçta puanlarımın toplamı terazide hangi tarafın (artı ya da eksi) ağır geldiğini görmemi sağlar. Bununla birlikte kısıtlarınızı ve çevresel koşulları da değerlendirmeye almanız kararınızın rasyonalitesini artıracaktır. Ancak bu puanlamayı yaparken unutmayın ki insan zihni oldukça değişkendir. Öyle ki bugün ‘iyi’ dediğine yarın ‘kötü’ demesi işten bile değildir. Yani yaşamadan önce sizin için ‘Ooh ne güzel olacak!’ dediğiniz bir durum, yaşandıktan sonra size işkence gelebilir. Bu yüzden sizin vermeyi planladığınız kararları, varsa sizden önce vermiş olan tanıdıklarınız üzerinde gözlem yaparak daha iyi değerlendirebilirsiniz. Tabii herkesin benzer tecrübelere farklı tepkiler gösterebileceği gerçeğini göz ardı etmeden. Hepimize doğru kararlar diliyorum…